26 Mayıs 2012 Cumartesi

ONCA ET



oluk oluk bi kan ve onca karede bir çift insan
yanına çok telaşlı bir ölüm ve bir de meydan
suratlar, mıhlanan zoraki gülüşe fon katar
bende renk atar ki tonlarında tonla fark var
ama senin çoraplarında kül var, ben yanık dolu
kanıma hız katan bir korku var ki seni de beni de boğabilir
boğabilir nedir ki
dalga altı her bir kumda fevkalade şovlarım var
nefesi fazla bol bir ölüme minneten ayaktayım
iğne üstü tepine tepine olanı biteni yazdım
çünkü bende tek çözümdü, olana bitene tek bir panzehir peşinde koşmak
nefesi kesilip it misali soluğu almak, soluğu vermek
hiçbir şey değişmeyince lime lime etmek istemek bu etleri
çünkü bizzat kendim oldum arkadaş, kösteğin ta kendisi.

bok boğazda tek bir günde kim bilir kaçıncı aynı mahvoluş
tek bir kalemin peşine ölümü koymak ölüme mahsus
sanki tek bir güç mü yapabilir be bunu da mahsus
evet bugün, az biraz lüzumsuz

"korkuyom ben sencer... hayaletler var bu evlerde..." (Olgun Şimşek - Yazı Tura)

bu da mı hor görülsün, yarın olmasın be boşver
kaybımız yok, surata mahkum onca ette
tanrı vergisinden ekşilik ve bonusu bet bakışlar
yazıma kışıma ortak olmuş her bir kimse
kafamın ortasında sonsuz hürmetiyle kanıma renk veren
sense anca sade günüme balta sinsilikle meşgul
ömrü billah bana da asla uğramaz bir hırsa
tasma takılı onca hasmı aynı safta terlemekte gördüm orda
tastamam dönen bi kahpelik var, hepsi farka varmış amma
huzuru kaçıracak konuşmak hiç de işine gelmez
öyle kahpelikler içine girememekse suç
varsın olsun hep yolun yokuş
fazla mert bi suç, damarı delse hiçbir şey değişmez
çünkü sana da var bir damla, belki oluk oluk

1 Mayıs 2012 Salı

1 MAYIS

              Benim 1 Mayıs tan anladığım budur. Dravdan solculuk ya da siyasi görüş kayırma değil. Bir şeylerin değişeceği zaman da şüphesiz ki insanların din, ırk ve siyasi farklılıklar değil, alttakiler ve üsttekiler bilincine ulaşabildikleri zaman olacaktır.



                                         DOMINATION
                                         You can't get me
                                         DOMINATION
                                         You'll never get me

                                     Keepin us thinking of how to pay our bills
                                     While "they" roam through our lifes with flashlights
                                     Keep our attention away from issues
                                     That "really" effect our society
                                     While "they" are busy creating problems
                                     And offering solutions!
                                     Keep us busy with our "simple" lifes
                                     While "they " make descions in disguise of our benefit.

                                     Keep us in the dark about the system
                                     Keeps us confused and distracted
                                     Turn you shoulder, I'll never give them
                                     Total fucking control.
                                     Keep us preoccupied with bullshit
                                    While our defenses are lowered
                                     Tighten the reigns and gain control
                                     Confusion, confusion brings profit

                                     Broken backs and bloody knuckles
                                     Forgotten fathers and long lost uncles
                                    Who fought for freedom through piles of lies
                                     It was for our rights our ancestors died
                                    War brings profit and profit breeds greed
                                     For those who died in vain, god speed
                                     And to those who rewrite the constitiution
                                     Fuck off and die mutherfucker, it's our revolution
                                     It's our revolution
                                     REVOLUTION

"sex and race have been the primary ways of organizing human beings into superior and inferior groups"

just because YOU are not paranoid does not mean that THEY are not out to get YOU
who are the puppets and who is pull's the strings, keep us ignorant as they choose the kings.

15 Nisan 2012 Pazar

THIS IS MY LIFE AND THIS IS MY DIAMOND

 

 I am a brave man, I am a coward
I am the tiger, I am the flower
I am honest, and I'm a liar
I am vital, I am tired
I am a free man, I am caught
From where I am, I see the top
I am, most importantly never concerned with what I am not.

(I am) A brave man, a coward
The tiger, the flower
(I am) Honest, a liar
I am vital and so fucking tired
(I am) A free man, I am caught
From where I am, I see the top
(I am) Most importantly never concerned with what I am not.

(I am) Forever more than just surviving
This is my life and this life is my diamond.

12 Nisan 2012 Perşembe

WISDOM IN CHAINS - THE MISSING LINKS


   Şunu itiraf etmek lazım ki 2003 te Wisdom In Chains in ilk albümü, piyasaya ilk düştüğünde ben de dahil bir çoğumuz albüme ve gruba oldukça soğuk yaklaşmıştık. Fakat zaman içerisinde WIC, -A389 dan 7" EP çıkartma saçmalığını saymazsak- o kadar doğru ve iyi işler yaptı ki, bundan bir önceki ve bu albümle birlikte en sevdiğim 3 grup arasına girmeyi başardı. Ve bu albümle beni iyiden iyiye BHC/FSU-WYC ve NYHC/DMS ekseninden bir adım uzaklaştırıp PAHC/BFL eksenine biraz daha yaklaştırdı. (Yakında komşu olacak olmamızın katkısı da olmuş olabilir tabi.)

   Bana göre Wisdom In Chains i kendi klasmanındaki (genre demeyeceğim) diğer gruplardan ayıran en büyük özellikler, parça yazmak yerine "hissettiklerini" yazmaları, hayatın anlamını çözdüğünü sanma ergenliğine girmeden, gayet içten, dürüst ve bir o kadar da gereksiz şatafattan uzak lirikler. Bu albümde ise bu özellikler adeta zirve yapmış. WIC bu albüm ile çıtayı öyle bir yere koymuş ki, bundan sonra sadece diğer grupların değil, kendi işleri de çok zor. Bundan sonra çıkacak albümleri bu albümle kıyaslamak gerçekten hiç adil olmaz.

    Albüm müzikal anlamda muhteşem yerlerde dolaşıyor. Richie bu albümde harikalar yaratmış. Tüm albüm boyunca gitarda bir kez olsun yanlış yere basmıyor. Albümde, hardcore, rapcore, hc-punk, oi/street punk, metal, akustik ve enstrümantal, kısaca ne aranırsa mevcut. Bu da sanırım her müziği / her grubu, bazen var olan, bazen de kendi uydurduğu "genre" lere dahil etme saplantısında olanlara dert olmuş ya da olacak bir durum. Lirikal anlamda baktığımız zaman ise her zamanki WIC dürüstlüğü ve içtenliği fazlasıyla mevcut. Dünyayı kurtarmaya çalışmıyorlar, "bizden" oldukları için, bizim gibi dertleri var. Vermek istedikleri mesajı, çok önemli şeyler bildiklerini ve söylediklerini sanan "çok andırgıraunt yeteneksiz ergen streytreyc" grupları ukalalığında değil, gayet açık, basit ve net veriyorlar. Mad Joe kimi zaman politik mesaj veriyor, bazen arkadaşlıkla ilgili parça yazıyor, arada ölen köpeğini yad ediyor, kısaca hepimizin hayata dair yaşadığı sorunlar ve anlatmak istediği ne varsa, bu albümde var. Ayrıca back ve gang vokallerde güzel insan - iyi dost Dave "Doghouse" Mourning in olması da benim için ayrı bir keyif tabi ki.

    Defend Protect:
Albümün açılış parçası gayet gaz bir hardcore parçası. BFB - Love Song u andıran riffler barındırıyor. Parçanın ortasında Mad Joe "get your hands out of my pocket now" diye bağırıp hem gazı iyice veriyor hem de Malcolm X e bir selam çakıyor.

   Black Out The Sky:
Parçanın değişkenliği ve vokaller gerçekten müthiş. Zaman zaman SOIA tadı veren bir parça. Hardcore punk dan, gang vokalli oi ye kadar uzanıp asla sıkmayan bir parça olmuş.

   Traveling:
Klasik bir WIC parçası diyebiliriz. Albüm o kadar doğru ve iyi ki, çok iyi bir parça olmasına rağmen, albümün sönük kalan parçalarından denilebilir. Yine de alltan 2. gitarlara dikkat derim.

   Peace To My Family:
Dümdüz giden, yardırma bir hardcore parçası. Bu adamlar dümdüzü bile gerçekten çok çok iyi yapıyor. 1:39 luk bir parçadan çok şey beklemek de haksızlık olur zaten.

   My Friend:
2011 in kasım ayında klibi yayınlanıp bizi nasıl muhteşem bir şeyin beklediğini müjdeleyen parça olmuştu. Bu parça için müzikal ve liriksel olarak yapacağım tek yorum: içtenlik. PA lılar BFL ı ne kadar hakettiklerini bir kez daha ispat ediyor adeta. (bekleyin lan geliyorum) Parçanın her bir bölümü ayrı güzel. Şüphesiz albümün ağır toplarından.

   Don't Bring Me Down:
Bu çok aleni bir metal parçası. Gitar yine çok inanılmaz doğru yerlerde dolaşıyor.

   The Missing Links:
Başlı başına bir efsane. Parçanın akustik ilk kısmı ve alttaki gitarlar, insanı dertlerden dertlere koşturuyor. İkinci kısım ise yine metal riffleri ile süslenmiş ama gerçekten ne olduğunun çok önemi yok, çünkü o kadar üst bir parça ki, hiç yorum yapmadan sadece oturup dinlenmeyi hakediyor. Albümün bombalarından.

   Snakes:
Die Young albümünün re-issue basımında yer almış parçanın re-make hali. Çok klas bir klasik WIC parçası daha. Hele ki şu zamanlarda benim için anlamı büyük. " I don't trust you fucking snakes!" diye bağırmıyor musun, dilin dert görmesin Mad Joe.

   Ghost Of Buddy:
Albüm çıkmadan hemen önce klibi yayınlanan bir parça daha. Mad Joe nun yıllar önce kaybettiği köpeği Buddy anısına yazılmış. WIC den "cops lie, girls lie, dogs love" dan sonra en iyi dostlarımızla ilgili gelen 2. parça aynı zamanda. Hayatında bir şekilde köpek bakmış, köpekle yaşamış, dostluğunu tatmış ve ayrılmak zorunda kalmış herkesin dinlerken/klibi izlerken gözünden bir kaç damla yaş getirebilecek kadar duygusal bir parça olmuş. Şarkının gayet gaz temposuna rağmen, sözler bunun için yeterli. Yine albümün en babalarından.

   Top Of The World:
İlk duyduğum anda ve hala her dinlediğimde aklımı oynatabilme ihtimali yaşadığım parça. Beni biraz tanıyan herkes Slaine in en sevdiğim 3 rapper arasında olduğunu bilir. Bu featuring duyabileceğim en iyi şeylerden biri sanırım. Slaine ilk verse de ve 2.verse ün yarısından itibaren devrede. Son albümündeki karanlık ve melankoliyi, eşlik ettiği bu parçaya da taşımış. Parçanın sonundaki outro konuşmaları ise ders niteliğinde. Özellikle "we think too much and feel too little. more than machinery, we need humanity. more than cleverness, we need kindness and gentleness. without these qualities life will be violent, and all will be lost" kısmı beni benden aldı. Bana göre albümün belki de en iyisi.

   In Case You Forgot:
Yine bir eski şarkı re-make i. Ama eski halinden çok daha iyi olduğunu söyleyebilirim. Çok çok iyi bir parça belki ama bu denli iyi bir albümün içinde sivrilememiş.

   Sleep:
Gitarlar muhteşemlik derecesinde doğru yerlere dokunmasa, çok sıradan bir parça olabilirdi belki ama bu haliyle gerçekten iyinin çok üstünde. Richie yine ne var ne yok ortaya koymuş.

   Victorium:
The Missing Links in, akustik ilk bölümünün ne kadar muhteşem olduğunun farkında olsalar gerek ki, intro konuşmaları ve vokaller yer almayan daha uzun bir ilk bölüm ve sadece gang vokallerin yer aldığı ikinci bölümde oluşan extra bir parça daha yapmışlar. Gerçekte alıp götüren bir parça ve bir albüm kapanışı daha iyi olamazdı dedirtecek cinsten.


      Genel anlamda Wisdom In Chains bu albüm ile müzikal vizyonunu müthiş geliştirmiş. Kesinlikle tarz/tür takıntısına kapılmadan içlerinden ne geliyorsa onu yapmışlar. Bu albümde "zorlama" tek bir riff ya da bir kelime yok.

      İndirme isteyenler için link: http://isohunt.com/torrent_details/381756725?tab=summary

                                                                                                                 10/10

10 Nisan 2012 Salı

ADAMSIN "IL DUCE"

       Never shall innocent blood be shed, yet the blood of the wicked shall flow like a river.
    The Three shall spread their blackened wings and be the vengeful striking hammer of God.

19 Mart 2012 Pazartesi

.



                   
And just like James, I’ll be drinking Irish tonight 
and the memory of his last work week will be gone forever
Evelyn I’m not coming home tonight!
If we’re never together 
If I’m never back again 
   
Well I swear to God that I’ll love you forever

15 Mart 2012 Perşembe

When you find that person who connects you to the world, you become someone different, someone better. When that person is taken from you, what do you become then?



25 Şubat 2012 Cumartesi

BIOHAZARD - REBORN IN DEFIANCE (2012)

   Uzun süredir buraya yazmaya fırsat olmadı. Bu sefer de bir albüm kritiği ile yoklayayım dedim.

  Benim Sick Of It All ile beraber ilk göz ağrım, 92 de bu müziği dinlemeye başlamama sebep, NYHC un efsanelerinden olan ama her zaman biraz farklı bir duruş sergileyen Biohazard, albüm adını da ithaf ettiği üzere, 20 yıl önceki orjinal kadrosu ile aylar önce kaydettiği "Reborn In Defiance" ı sonunda 20 Ocak tarihinde yayınladı. Albüm kaydından hemen sonra yaz turnesinde de Evan Seinfeld'in tekrar gruptan ayrılması ile bu orjinal kadrodan çıkan son işi duyduğumuz/duyacağımız hemen hemen garanti oldu. (Artık dönmez herhalde.)


  
  Öncelikle şunu söylemeliyim ki, grup 2011 in sonlarına doğru albümden yayınladığı "Vengeance Is Mine" parçası ile bize çok büyük bir fake atmış. Zira bu parçayı referans alan ben ve benim gibiler, haliyle içinde eski dönem Biohazard'dan izler taşıyan, geç dönem bir Biohazard albümü bekledik. Ama açıkçası albümün geneline baktığımız zaman bu beklentinin karşılandığını söylemek mümkün değil.
   Albüm geneline baktığımız zaman Biohazard klasiği olacak bir kaç şarkı hariç malesef ki (en azından bu kadrodan beklentiler düşünülürse) vasatı çok da aşabilmiş görünmüyor.

   Parçaları tek tek incelersek:

  Vengeance Is Mine: Aylar önce yayınlanan parça beni çok heyecanlandırmıştı, hala da heyecanlandırıyor, albümdeki en iyi parçalardan biri. Klasik Biohazard ritmleri, kısa ve içine çeken sololar, Biohazard tarzı karanlık tonlar, kısaca eski dönem Biohazard'dan bolca izler taşıyan son dönem bir Biohazard parçası.

  Decay: Aslında bu parçaya pek anlam veremedim, gitar tonları, vokaller, nakaratlar, hiç bir şey Biohazard'a ait değil gibi. Özünde çok iyi ama asla bir Biohazard parçası değil. 90 larda çıkarılmış olsa müthiş bir hit olabilirdi.

  Reborn: Yine albümün ağır toplarından sayılacak şarkılardan biri. Biohazard çok sevmeyenlerin en sevdiği, benim gibi çok sevenlerin de en uzak olduğumuz albüm olan Mata Leao ya göz kırpıyor- derken şarkı birden southern metal grubu şarkısına dönüşüveriyor. Değişkenleri çok fazla ama yine de sırıtmıyor.

   Killing Me: Kesinlikle grup elemanlarının kişisel sorunlarla boğuştuğu ve en bunalımlı zamanlarında çıkarttıkları New World Disorder albümünde yer alması gerekirdi. Büyük ihtimalle eleştirmenlerce en beğenilmeyecek ama benim çok beğendiğim bir parça. Ama bir Biohazard klasiği olmadığı kesin.

   Countdown Doom: Çok da vasatı aşamayan parçayı ancak Danny Schuler'ın muhteşem davulları kurtarıyor.

  Come Alive: Albümün hallice olabilecek parçalarından ama nakarata anlam vermek mümkün değil. Sadece nakaratı dinlesem "Godsmack bu çalan" diyebilirim. Gerçekten can sıkıcı.

  Vows Of Redemption: İlginç bir girişle birlikte gayet bayık devam eden, yine Biohazard ile pek de alakası olmayan parça. Dinlemesi keyifli sayılabilir ama Biohazard olarak değil.

  Waste Away: Albümü taşıyan parçalardan biri. Nakaratlarda yine o "Godsmackvari" hava mevcut ama Come Alive da olduğu gibi can sıkıcı değil ve çok rahatsız etmiyor.

   You Were Wrong: Klasik bir geç dönem Biohazard şarkısı diyebiliriz. Yine New World Disorder dan izler taşıyor ve zaman zaman southern metal (hatta rock) havası hakim. Tabi ki beklediğimiz Biohazard bu değil.

   Skullcrusher: "İşte Biohazard bu!" dedirten, tartışmasız albümün en iyi parçası. Good ol' hardcore adına ne ararsanız bu parçada var. Dinlerken yerinde durmak mümkün değil. Danny Schuler'ın 92 çıkışlı Urban Discipline de devrim yapıp hardcore un adeta gidişatını değiştirdiği muhteşem aksak davullar, tam da Billy Graziadei ve Bobby Hambel'dan beklediğimiz kesik ritm gitarlar, kısa ve gaz sololar, yüksek enerjili vokal. Kısaca ne ararsak var. Bu parçayı dinledikten sonra insan " e be kardeşim, madem bunu yapabiliyorsunuz, bu albümün gerisi neden böyle?" demeden edemiyor.

   Never Give In: Bir önceki parça gibi bu da çok iyi bir "Biohazard parçası". Grubu tanımlayan karakteristik tüm özellikler bu parçada da öne çıkıyor.

   Season The Sky: Tek cümle ile özetlemek gerekirse; bu ne amk? Tamam anlıyorum, deneysel ve değişik bir şeyler yapmak istiyor olabilirsiniz ama bunu side projectlerde yapabilirsiniz. Böyle bir parçanın bir Biohazard albümünde yeri olduğunu düşünmüyorum.

      Genel anlamda dinlemesi keyif veren, asla sıkıcı ya da kötü olduğunu düşünmediğim ama bir Biohazard albümü, hele ki 20 yıl sonra bir araya gelmiş orjinal kadrodan çıkan albüm olarak bakarsam "dağ fare doğurdu" diyebileceğim albüm. Malesef ki albümdeki bir kaç üst düzey parça dahi Biohazard adına albümü kurtaramamış.


      Eksiler: Vokallerdeki düşük performans, şaşırtıcı derecede kötü gelen prodüksiyon, çoğu parçadaki gitar tonları.


      Artılar: Danny Schuler'ın özellikle bazı parçalardaki muhteşem davul performansı ve çok sevdiğim davul tonları.


     Öne çıkan parçalar: Vengeance Is Mine, Skullcrusher, Never Give In


                                                                                             7/10
      

15 Aralık 2011 Perşembe

UNUTMADIK KAPTAN

       Hayatımda voleybola dair duyduğum ilk ve en çok aklımda kalan şey "Paidar, sert smaç, ve sayı geldi" cümlesidir. Şimdiye kadar şahsen tanımadığım halde ölümüne en çok üzüldüğüm insanların başında Paidar Demir gelir. Galatasaray kültürünü, "spor kulübü" felsefesini pekiştirmiş nadir insanlardan biridir. Metin Oktay ne ise, Gündüz Kılıç ne ise, Paidar Demir de odur. 25 sene boyunca sarı-kırmızı formayı başarıda, başarısızlıkta gururla terletmiştir. Dile kolay 5 sene geçmiş. Biz seni hiç unutmadık ve unutmayacağız büyük kaptan.


                



SEN NE GÜZEL BIYIKLI SMAÇÖRÜMÜZDÜN BE PAİDAR :(
                            
                    

24 Kasım 2011 Perşembe

WILD BUNCH (1969)

        Bundan sonra burada çeşitli filmler de tanıtmaya karar verdim. 

      Bunların ilki western tarihinin en iyi 5 filminden biri olan 1969 yapımı, Sam Peckinpah'ın (ki, Sam reis başka bir yazının konusudur) yönettiği Wild Bunch.
Sam Peckinpah bu film ile western sinemasında adeta çığır açmıştır. Film ile ilgili, slow motion action sahnelerinin ilk kullanılan film olması gibi ve buna benzer pek çok teknik detaya girmeyeceğim. Bir kere film hemen hemen gelmiş geçmiş en kanlı western filmidir. 80 günde ve Meksika'da çekilmiş. Sam Peckinpah filmde şiddetin dozunu öyle bir seviyeye çekmiş ki, örnek vermek gerekirse, filmde tam 90.000 mermi kullanılmış. Film süresince 145 kişi ölüyor. Evsanevi final sahnesi "The Battle Of Bloody Porch" (ki senaryoda 3 satırdan ibarettir) ise tam 12 günde 6 kamera ile çekilmiş ve çekim esnasında nasıl bir kaos oluştuysa, kameralardan biri kaybolmuş. Hikayenin 1914 de geçtiği düşünülürse, 1.dünya savaşı başladıktan sonra kullanılmaya başlanan bazı silahların filmde yer alması gibi ufak tefek hatalar da yok değil ama bu kadar muhteşem bir filmde çok da rahatsız etmiyor. Filmin başarısında William Holden ve Ernest Borgnine gibi büyük oyuncuların kusursuz performansları da göz ardı edilmemeli. 



      Filmin konusuna gelince; "Wild West"in son demlerinde, gelişen teknoloji ve değişen yeni batıya ayak uydurmakta güçlük çeken Pike Bishop (William Halden) liderliğindeki bir grup orta yaş ve üzeri soyguncu, son bir büyük soygun yapıp artık inzivaya çekilmek isterler. Ama işler planlandığı gibi gitmez. Demiryolu şirketi bu eski tüfek soyguncuların başına yüklü bir ödül koymuştur ve Pike'ın eski arkadaşı, yeni düşmanı Deke Thornton (Robert Ryan) ve adamları tarafından soygun baskına uğrar. Bazı adamlarını kaybeden Pike, ekibiyle birlikte kaçmaya, Deke ise kovalamaya başlar. Pike ve adamları çareyi Meksika'ya kaçmakta bulur. Burada Meksika iç savaşında kuzey bölgeleri elinde bulunduran general Mapache ile yolları kesişir ve general, Pike ve ekibine, Amerika'da Meksika sınırına yakın bir yerden geçecek silah yüklü treni soymaları için büyük bir teklif yapar. Pike ve adamlarını yakalamayı kafaya koyan Deke Thornton ise çetenin bu hamlesini önceden tahmin etmiştir.

      Ayrıca açılış sahnesinde gördüğümüz etrafı yüzlerce karınca ile çevrilmiş akrep, filmin finaline harika bir göndermedir. Çok büyük bir kovalamaca ve aksiyon filmi gibi gözükse de özünde hızla değişen ve gelişen çağa ayak uyduramayan adamların umutsuzluklarını ve çaresizliklerini anlatan bir film. Mutlaka izlenmesi gerekir.   

13 Ekim 2011 Perşembe

ASLAN YÜREKLİ

           
             SubZero, NYHC scene in en önemli ve eski gruplarından. Bu video ise vokal Lu Dibella (a.k.a. Cancer Killah) nın aynı anda yakalandığı lösemi ve lenf kanserlerini, acı dolu 5 yıl sonunda yenmesinin ardından grubun çıkardığı 2005 tarihli Suffering Of Man albümünden. Zor zamanlarında insana bu kadar güç verecek şarkı zor bulunur.


COURAGE, STRENGTH, PRIDE, I'M LIONHEARTED!


         Ayrıca bak Lu Dibella bir röportajında "who is your hero?" sorusuna ne cevap vermiş: 
       
    I would have to say my former fiancée, Kristen. If it wasn’t for her, I would be dead right now. She was my biggest inspiration to stay alive. She kept my spirits up every day and night by staying with me in the hospital by my side as she took time from a really successful career modeling. This isn’t like taking time off as a carpenter or something. Modeling is all about staying current, and you only have one short window to make your money—basically for your whole life. She was doing covers for Vogue, Elle, and Cosmo and she was walking the runways with names like Claudia Schiffer, Naomi Campbell, and Cindy Crawford. By taking so much time away from her promising career at its peak, she selflessly put her future at stake for me. Then to add to any fear about her decision, she had to deal with her brother trying to commit suicide and a lot of other horrible things. She rode through all of it just to take care of me and she never complained once. It’s hard to list all the sacrifices she made for me or to explain to people what a big deal it was, but here’s just one example off the top of my head: After leaving the hospital I needed an in-house nurse to give me shots, medicine, and clean my catheter. The catheter was pretty hard to look at. It was connected to my heart and came out of my chest via a tube. The tube fed medicine to my heart, which would then pump it through my bloodstream. I couldn’t afford the hired help so Kristen set me up in her Manhattan apartment and learned from the nurses how to do all of these complex procedures for me and she kept doing them almost daily for about five years. I owe her so much. Today we are really close. I love her.


   Kim olduğunu bilmiyorum, yüzünü hiç görmedim ama seni seviyoruz güzel "insan" Kristen.

12 Ekim 2011 Çarşamba

KADIN.



             Maalesef ki kadınların çoğunluğu, erkeği çeken şeyin sadece güzellik olduğu konusunda saçma sapan bir fikre sahipler. Kara "Starbuck" Thrace olarak da Katee Sackhoff olarak da bunun aksini ispatlamak için varsın sanki. Hınzır gülüşüne mi yanayım, atarlı tavırlarına mı hiç bilemedim. Ama bildiğim bir şey varsa, eğer bir gün bir kadından dayak yersem, bu Starbuck dan olsun lütfen.




"Şöyle özü sözü bir, gözünü budaktan sakınmayan, erkeğinin arkasına saklanmak yerine gidip Caprica’dan erkeğini kurtaran, devamlı somurtup naz yapmak ve sorun yaratmak yerine arkadaşları ve sevdikleri ile hayatın tadını çıkartan, üzüldüğü zaman bile kederini kimseye belli etmeyen, kızdığında öfkesini sevdiklerine değil, sinirlenmesine sebep olan insana yönelten, ana fikri yaşamın keyfini sürmek olan kadınlar, Starbuck gibi kadınlar, sizi heyecanla bekliyoruz." demiş Cem Şancı. Katılmamak mümkün değil.







11 Ekim 2011 Salı

BU NE LAN?!

         Bu kadar da rekor bir şarkı yapmak zorunda değildiniz.

Here in this darkess that I lay, 
Depression heavy in it's weigh, 
And how my body aches to leave, 
To sing it's final eulogy.
My sons I love you evermore, 
And though the road beckons once more, 
I see the damage that I've done, 
And search for redemption.
But I am just a broken man, 
Whose soul cries out to understand, 
How the madness shatters me, 
Upon the stage on bended knee, 
I scream aloud at skies above, 
That answer mute bereft in love, 
I struggle not to fall from grace, 
I sing the hyms of my disgrace.

We build Cathedrals to our pain, 
Establish monuments to attain, 
Freedom from all of the scars and the sins, 
Lest we drown in the darkness within.

Mysteries forgotten chords, 
I strum in vain to please the lord, 
But he has never answered me, 
And faith has waned eternaly.
In empty men who pass along, 
The woes of all religions wrong, 
Now the shadowed veil it falls, 
Heed the Clarion call.
So pray to music, 
Build a shrine, 
Worship in these desperate times
Fill your heart with every note, 
Cherish it and cast afloat.
Cause God is in these clef and tone, 
Salvation is found alone, 
Haunted by it's melody, 
Music, it will set you free.